Suikastların Sorumlusu Ennahda

Arap halk ayaklanmalarının fitilini ateşleyen Tunus halkı, diktatör Bin Ali’yi devirmesinin ardından, ikinci geçici hükümeti de devirdi. Halkın mücadelesi sonucu İslamcı Ennahda hükümeti düşürülecek ve 6 ay sonraki seçimlere kadar ülkeyi teknokratlar hükümeti yönetecek. Ennahda hükümeti, halkın onur ve özgürlük taleplerini karşılamadığı gibi iki siyasi suikastın da sorumlusu. 6 Şubat 2013’te Demokrat Yurtseverler Partisi Genel Sekreteri Şükrü Belayid’in ardından, 25 Haziran’da Tunus Ulusal Kurucu Meclis Üyesi ve muhalif lider Muhammed Brahmi, evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi.

Okumaya devam edinSuikastların Sorumlusu Ennahda

Halk Ayaklanması Ve Devrimci Dönem

Bu bir devrim değil, ayaklanmaydı. Devrimin olması için bütün sosyal, ekonomik temelin değişmesi gerekir. Bu temel değişmiş değil. Biz bunu halk ayaklanması olarak görüyoruz. Üretim araçlarının kimin elinde olduğu konusunda herhangi bir değişiklik yok. Devrimci bir dönemdeyiz. Bu bir süreç ve sonuna kadar devam edeceğiz. Tabi ki ayaklanma bir tesadüf değildi, tarihsel bir temeli var. Ayaklanmaya kadar olan dönemde bir çok olay yaşandı. 1956 Tunus’un bağımsızlığı. Ancak bu bizim için gerçek bir bağımsızlık değildi. Bu, sadece Fransız sömürgecilerle bu sömürgeciliği devam ettirmek isteyen güçler arasında bir değiş tokuştu. 1956’dan sonra biz, toprak, özgürlük ve onur istemeye devam ettik.

Okumaya devam edinHalk Ayaklanması Ve Devrimci Dönem

Salah Lajimi: Bitmemiş Bir Devrim Süreci

Seçimlerden önce partimiz kendi programına sahipti ancak seçimlerden sonra durum değişti. Şu an Halk Cephesi (Popular Front-PF) var. Halk Cephesi, 11 parti ve kendini Kızıl Atak (Red Attack) olarak adlandıran bir dernekten oluşmaktadır. Bu partiler teorik açıdan farklı; ilerici demokrat, sol ve ulusal yapıdalar. Tüm bu unsurlar politik ve sosyal bir programda karar kıldılar.

Okumaya devam edinSalah Lajimi: Bitmemiş Bir Devrim Süreci

Bettoumi Nouri: UGTT Ulusal Diyalog Çağrısı Yapıyor

Arap halk isyanlarının kıvılcımının çakıldığı Tunus, hala patlamaya hazır bomba gibi. AKP modeli İslami iktidara öfkenin giderek arttığı Tunus ta, isyana neden olan etmenler hala güncel: İşsizlik oranı çok yüksek, üniversite mezunları iş bulamıyor, maaşlar çok düşük, fiyatlar çok yüksek. Ayrıca demokrasi yok, özgürlükler çok sınırlı. Ennahda hükümetinin toplumu muhafaza-karlaştırma korkusu ise iktidara öfkenin bir diğer nedeni. 11 milyonluk bu küçük Kuzey Afrika ülkesinde halk şimdi de Ennahda hükümetini devirmek için mücadele ediyor. Ayaklanma sürecinde etkin rol oynayan Tunus Genel İşçi Sendikaları (UGTT) da bu mücadelenin içerisinde yer alıyor.

Okumaya devam edinBettoumi Nouri: UGTT Ulusal Diyalog Çağrısı Yapıyor

Tunus Devrim Ruhunu Ararken

Tunus’a gitmeden önce, 2010 Aralık’ında yaktığı kıvılcımla Arap ülkelerindeki isyan dalgasını başlatan ülkeyi göreceğim ve Ben Ali diktatörünün ülkeden kaçmasını sağlayan insanları tanıyacağım için çok heyecanlıydım. İsyan ve devrim ruhunun hala canlı olup olmadığını ve bunun insanları nasıl etkilediğini merak ediyordum. Bu sürecin sonuçları neydi, neler değişmişti; süreç hala devam ediyor muydu? Her şeyin başlamasının üzerinden iki yıl geçtikten sonra, Tunus halkı bugün ne düşünüyordu? Neler öğrenmişlerdi, biz onlardan neler öğrenebilirdik? Tunuslu devrimciler bugün ne yapıyorlardı ve yaşananlardan ne tür dersler çıkarmışlardı? Devrimi gerçekleştirme şansını bir kez daha mı kaçırmıştık? Devrim ve ayaklanma, bunların nasıl şeyler olduğunun gerçekten farkında mıyız? O anın geldiğini ve bunun nasıl ileriye taşınacağını açık bir şekilde kavrayabiliyor muyuz?

Okumaya devam edinTunus Devrim Ruhunu Ararken

Rejim Krizinden Devrimci Krize Doğru

İsyana katılma gerekçelerine dair ayaklanmacılar pek çok şeyden bahsediyordu. Toplamına bakınca bu gerekçelerin aynı özün birbiriyle ilişkili farklı görünümleri olduğunu görürüz. Hiçleştirme ve devlet baskısına karşı bir isyandır bu. Bir başka deyişle; bu bir onur ve özgürlük ayaklanmasıdır. Bir avuç çevreciye bir şafak vakti düzenlenen gaddarca baskın, dipte biriken öfkenin isyan şiddetinde patlamasını tetikledi ve kendiliğinden bir ayaklanma halini aldı.

Okumaya devam edinRejim Krizinden Devrimci Krize Doğru

Ayaklanma Ve Komün: Bir Demokrasi Okulu

Halk ayaklanması ile birlikte Gezi Parkı’nda komünal yaşam örgütlendi. Sanatsal etkinlikler, hakiki dayanışma ve paylaşım, ortak kararlar, paranın geçersiz olduğu “ihtiyacına göre” ilkesinin işlediği giysi, kitap ve gıda stantları, parasız sağlık, temizlik ve güvenlik ekipleri ile birlikte isminde ortaklaşılan Taksim Komünü.

Okumaya devam edinAyaklanma Ve Komün: Bir Demokrasi Okulu

Sosyalizme Dokunmak Ya Da ‘Yarını Bugünden Kuracaksın…’

Gezi Parkı’na dönük polis saldırısıyla başlayan ve hızla Türkiye, Kuzey Kürdistan sathına yayılan halk hareketimiz, yeni bir evreye girmiş görünüyor. Hareket, ateşi düşerek ayaklanma düzeyinden geriye doğru çekilse de canlılığını koruyor. Bu yeni düzeyi, hazmetme evresi olarak tanımlayabiliriz. Halk hareketi bu evresinde ayaklanmanın ortaya çıkardığı enerji ve dinamikleri massetmeli, kendini koruyup büyütebileceği havuzlar oluşturmalıdır. Bir başka biçimde ve daha kestirmeden söylemek gerekirse, kendisine örgütlü bir ifade kazandırmalıdır.

Okumaya devam edinSosyalizme Dokunmak Ya Da ‘Yarını Bugünden Kuracaksın…’

Haziran Deneyiminin Işığında: Kitle Mücadelesi Ve Örgütlenmesi Üzerine Notlar

Haziran ayaklanması büyük bir toplumsal dinamizme yol açtı. Eskiden sessizlikle ya da en iyi ihtimalle homurdanmayla karşılanan birçok sorun, artık kitlelerin müdahale ve mücadele konusu. Otobüs gelmiyor, halk yolu kapatıyor. Su kesiliyor, halk belediyeye yürüyor. Metro için ağaçlar kesilmek isteniyor, öğrenciler ve halk siper oluyor. İskele rantçılara peşkeş çekilmek isteniyor, kitleler eyleme geçiyor. Cami-cemevi projesiyle Aleviler devletli İslama devşirilmek isteniyor, barikatlar kuruluyor. Kendine ‘tasavvuf düşünürü’ diyen bir akıl fukarası ‘erk’ek TV ekranlarından kadınlara düşmanlık yapmayı iş haline getiriyor, kadınlar her yerde eylem yapıyor. İşçiler atılıyor, hemen işyerinin önüne bir çadır kuruluyor ve işyeri önü eylem, dayanışma, örgütlenme merkezine dönüyor vb. vs. Kürtleri saymıyoruz bile!...

Okumaya devam edinHaziran Deneyiminin Işığında: Kitle Mücadelesi Ve Örgütlenmesi Üzerine Notlar

Dışarıda Çok İşimiz Var

Haziran ayaklanması ayna zamanda bir kadın isyanıdır. Ayaklanmanın ilk kıvılcımlarının çakıldığı andan, milyonların sokakları fethettiği günlere kadar kadınlar en öndeydi. Ayaklanmacı kadınların nicelikleri ve nitelikleri hayranlık uyandıracak boyuttaydı. TOMA’ya ve biber gazına karşı ortaya konulan cüretli duruş, sapanla kadınlarla birlikte savunmadan saldırı pozisyonuna geçerek bilinçlerdeki değişimin sıçramalı niteliğini ortaya koyuyordu. Kadınlar, ayaklanmanın bütün aşama ve boyutlarına kadın iradesinin gücünü kattılar. Adeta kadın devriminin ayak seslerini duydu tüm dünya kadınları. Kadın özgürlük mücadelesi bakımından Türkiye’de devrimci bir durumdur, söz konusu olan. Kürt kadın devrimiyle birlikte ülkemiz bakımından geniş kitleleri kapsayan bir kadın ayaklanması yaşanmaktadır.

Okumaya devam edinDışarıda Çok İşimiz Var