Mali-Ekonomik Kriz, İşçi Sınıfı Ve Komünistler

Tarih, istediğimiz koşullarda değil, hazır bulduğumuz koşullarda yapılıyorsa, dönemin görevleri için tam bir yılmazlıkla öte atılmak dışında bir yol yoktur. Nice “yapılamaz”ı başarmış bir öncünün omuzlarındaki bu yeni görevin üstesinden gelmek için, bir harekat planı hazırlamalı, işçileri evlerinde ziyaret etmeye, sokak görüşmeleri örgütlemeye girişmeli, hangi yoldan ilerlemeliyiz sorusuna işçilerle birlikte cevap aramalıyız. İlk başarılı örneklerden sonra gelişimin hızlanacağı görülecektir. Çünkü, tüm edilgen ve ne yapacağını bilememe görünümüne karşın, bir işaret fişeğinin işçi sınıfının dev gövdesini kımıldamaya, harekete geçmeye yönelteceği koşullardayız.

Okumaya devam edinMali-Ekonomik Kriz, İşçi Sınıfı Ve Komünistler

Mali-Ekonomik Krizin Kaynakları

Bu seferki kriz öncekilerden farklıdır. Dünyadaki durgunluğun giderek kendini daha fazla hissettirmesi nedeniyle kriz daha uzun süreli olmaya adaydır. Yine bu aynı durgunluk nedeniyle yabancı sermaye, krizin daha da derinleşmesi halinde kayıplara uğrayacaktır, bu kayıpları azaltmak için tutunabildiği müddetçe, daha karlı alanlar bulmadıkça, Türkiye’de kalmak isteyecektir. Bu da krizin şiddetinin uzun döneme yayılmasına yol açacaktır. Türkiye’deki yatırımların başta gelen ülkelerinden bir olan Alman emperyalizminin Türk devleti ile ekonomik kriz nedeniyle yakınlaşma girişimlerinin nedeni budur.

Okumaya devam edinMali-Ekonomik Krizin Kaynakları

Başdanışmanın Yalanları Ve Hayalleri

Mesele, saray iktidarının dolaysızca palazlandırdığı sermaye güçlerinin artıdeğer pastasından nasıl bir pay alacağı, mali-ekonomik kriz koşullarında devlet kaynaklarından ne ölçüde faydalanacağı meselesidir. Örneğin özel sermayeye bir kaynak aktarma mekanizması olan “Kamu Özel İşbirliği” projelerinin akıbetinin ne olacağı, örneğin iflaslar karşısında hangi sermaye gruplarının devlet eliyle kurtarılacağı, örneğin öncelikle hangi bankalara devlet kasasından sermaye enjeksiyonu yapılacağı söz konusu olduğunda, IMF normları ile hükümet tercihleri sürtünme halindedir.

Okumaya devam edinBaşdanışmanın Yalanları Ve Hayalleri

“Biz Sorumluluğumuzu Yerine Getirelim, İşçi Sınıfı Ve Ezilenler Mutlaka Karşılık Verecektir”

Bu kadar kuralsızlığın, keyfiliğin ve zorbalığın dayatıldığı koşullarda sadece yasal sınırlar çerçevesinde yol almak asla mümkün değil. Derinleşen kriz koşullarında patronların kendi koydukları yasalara uymadığını ve uymayacağını, tek yöntemlerinin zorbalık olacağını hesaba kattığımızda, işçi sınıfımızın öncüleri, sendikal hareket, tıpkı 3. havalimanı işçileri gibi fiili meşru mücadeleyi rehber edinmekten başka çıkar yol olmadığını bilince çıkarmak zorundadır. Krizin faturası ödenmek istenmiyorsa, yapılacak iş ortada.

Okumaya devam edin“Biz Sorumluluğumuzu Yerine Getirelim, İşçi Sınıfı Ve Ezilenler Mutlaka Karşılık Verecektir”

Rejim Otoriter Mi, Otokrat Mı, Faşist Mi?

“Otoriterizm” teorisyenleri, Erdoğan liderliğinde inşa edilen yeni rejimin fa- şist niteliğini kabullenmemek için “seçimin varlığı” savını ileri sürüyorlar. İyi de, “otoriter” rejim kategorisinde saydıkları askeri faşist diktatörlüklerde de seçim yoktu. Fakat onları parti halkası yokluğu veya parti halkası varsa bile kitleleri ideolojik ve fiziki saldırı açısından yeterince seferber edememeleri nedeniyle faşist olarak nitelemiyorlar. Parti ve kitle örgütü halkasına sahip olan, kitleleri ideolojik ve fiziki saldırıya da geçiren Erdoğan ve benzeri rejimleri faşist olarak nitelememek ve teoriyi kurtarmak için bu kez de “faşizmde seçim olmaz” tezini ileri sürüyorlar.

Okumaya devam edinRejim Otoriter Mi, Otokrat Mı, Faşist Mi?

Örgütsel Önderliğin Güncel Bazı Sorunları

Genel olarak önderlik sorununun, özel olarak örgütsel önderlik sorun ve görevlerinin yalnızca parti kademelerinin yüksek düzeylerinin sorumluluk alanına girdiğini sanmak, açık bir yanılgıdır. Örgütsel önderlik sorunu olduğu gibi, ideolojik ve politik önderlik sorunları da parti çalışmasının bütün düzeylerinde ve her düzeyin kendi konumundan kendini ortaya koyar. Muhakkak ki, kapsamı ve içeriği de parti örgütlenmesinin değişik düzeylerinde farklılaşır. Önderliğin gerçekleşmesi için değişik düzeylerin birbirini tamamlaması, önde yürüyen merkezin izini takip ederek akmasıdır esas olan. Demek ki, üstten aşağı her düzeyin kendi konumunun hitap ettiği bütüne ve kendi altına önderlik etme sorumluluğu vardır.

Okumaya devam edinÖrgütsel Önderliğin Güncel Bazı Sorunları

Trampleni “Şimdi”ye Kurmak

“Tartışmaya açtığımız örneklerimizde verili durumumuz, onun ürettiği alışkanlıklar ve düşünme tarzımız ile yeni durumun ortaya çıkardığı ihtiyacın çarpışması izlenebilir. Bu durum, bazen ayırdında olduğumuz ve bilinçli, iradi tarzda değişimimiz yönünde örgütlediğimiz bir sıçramaya dönüşürken, bazen de gerçeğimize meydan okuyan bir yüzleşmeyle kopuşa sevk eder. Farklı deneyim ve birikimlerden yoldaşlar olarak, bu mekandaki tartışmamız, kendi gelişimimizi devrimci tarzda yönetme yöntemi kazanma amacındadır.” Bu yazı, bir grup komünist tutsağın, Marksist Teori’nin 31. sayısında yayınlanan “Devrimcinin Gelişim Eşiklerindeki Kopuş Ve Sıçrama Diyalektiği” başlıklı yazıdan hareketle yaptıkları kolektif tartışmaların bir derlemesidir.

Okumaya devam edinTrampleni “Şimdi”ye Kurmak

Afrika Ulusal Kongresi Ve Güney Afrika’nın Özgürleşme Mücadelesi

1961 yılında ANC, Güney Afrika Komünist Partisi ile birlikte Halkın Mızrağı (Umkhonto we Sizwe, kısaca MK) adlı halk ordusunu kurma kararı aldılar. Askeri eğitim için ANC kadroları yurtdışına gönderildi. İlkin ANC kadroları farklı Afrika ülkelerinde askeri eğitimlerini tamamladılar. Bu ülkeler MK’nın askeri kamplarının da yapılandırıldığı bölgeler oldular. Daha sonraları Sovyetler Birliği, Doğu Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde askeri eğitimler devam etti. Nelson Mandela MK’nın ilk başkomutanı oldu. 16 Aralık 1961’de MK ülkenin tümünde devlet dairelerine ve altyapıya yönelik sabotaj eylemleri ile ismini duyurdu. Bu saldırı ile amaçlanan hükümeti yönetemez duruma getirmek ve apartheid sistemini felç etmekti.

Okumaya devam edinAfrika Ulusal Kongresi Ve Güney Afrika’nın Özgürleşme Mücadelesi

ANC’nin Kapitalist Güney Afrikası Ve İşçi Partisi İnşası

Güney Afrika Metal İşçileri Ulusal Birliği, Mayıs 1987’de beş sendikanın birleşmesiyle kuruldu. Kendisini Afrika kıtasının en büyük marksist-leninist sendikalarından biri olarak tanımladı. Başlangıçta COSATU bünyesinde faaliyet sürdürdü. NUMSA, ANC iktidarının neoliberal politikalarına, burjuva yozlaşmasına, beyaz tekelci sermaye yanlısı ve işçi sınıfı karşıtı çizgisine tepki olarak, 2013’teki kongresinde aldığı kararla, ANC liderliğindeki ittifak- la ve COSATU’yla bağını kopardı. 2014’te örgütlülüğü 340 bin üyeye ulaştı. NUMSA Genel Sekreteri Irvin Jim’in NUMSA üyelerine seslendiği 2018 yılı mesajını kısaltarak yayınlıyoruz. Başlık ile parantez içindeki ve dipnot biçimindeki açıklamalar Marksist Teori tarafından konulmuştur.

Okumaya devam edinANC’nin Kapitalist Güney Afrikası Ve İşçi Partisi İnşası