Faşist Şeflik Rejimini Temellerine Kadar Sarsmak İçin Fırsatlar Ve Olanaklar

Devrimciler ve tutarlı antifaşistler sorunla bu temelde ilişkilenmekle, diğer nitelikleri bir yana, kadın cinsinin özgürlüğü yolunda atılmış “eş temsiliyet” ve “kadın meclisleri” gibi ayırıcı adımlarıyla, bölgenin siyasi ve kültürel koşulları ve ideolojik atmosferi için önemli bir dinamik olan Rojava devriminin savunulmasını faşist politik islamcı rejimin yıkılışı imkanına dönüştürmekle sorumludurlar. Türkiye ve Kuzey Kürdistan halklarına, kendilerini DAİŞ’ten koruyan Rojava devrimine olan borçlarını hatırlatmak, öncülük iddiasındaki her partinin, örgütün, çevrenin ihmal edilemez görevidir.

Okumaya devam edinFaşist Şeflik Rejimini Temellerine Kadar Sarsmak İçin Fırsatlar Ve Olanaklar

Geçmişin Aynasından Molla Hareketini Anlamak

1979’da İran’da derin bir altüst oluş süreci yaşanır. En başından itibaren sürece etkili müdahale eden, siyasi kararlılıkla ilerleyen, kitlenin nabzını tutan ve bunu stratejik bir perspektifle ele alan siyasi güç devrimin önderliğini de omuzlayabilir. İran devrimi, hareketin devrimci önderliğinin yaratılması ve üstlenilmesi ile ilgili sorunun nicelik olmadığını açıkça göstermiştir. Mollalar, devrimin içinden gelip iktidara oturmuş, devrimle kazanılan politik özgürlüğü kısa sürede ortadan kaldırmıştır. İran devrimcilerinin ise stratejik düşünüşten yoksun oldukları söylenebilir. Zira devrimciler için hedef sadece şah rejiminin yıpratılıp yıkılmasıdır. Devrim sonrası ne olacağı, ne yapılacağı muğlaktır.

Okumaya devam edinGeçmişin Aynasından Molla Hareketini Anlamak

Yeni Faşizm

İki dünya savaşı arası dönemde İtalya ve Almanya’da doğan faşizm başlangıçta nasıl kapitalizmin genel krizinin yıkıma uğratıp güvensizleştirdiği orta ve küçük burjuvazinin çıkarlarını programlaştırdı ve işçi sınıfı yığınlarını etkilediyse, bugünkü faşizm de ya mülksüzleşen orta sınıflara ve işsizleşen işçi sınıfına dayanıyor ya da en azından bu sınıfların çeşitli talepleriyle demagojik bağlar kuruyor. Tekelci sermayenin ayrıcalıklarına, geleneksel burjuva siyasetçilerin yozlaşmışlıklarına, entelektüellerin sahtekarlıklarına karşı politik ajitasyon, dünkü ve bugünkü faşist liderlerin dillerinde hayli benzeşiyor.

Okumaya devam edinYeni Faşizm

Sağ Popülizm: Faşizmi Ilımlı Gösteren Teori

Halktan yana demagojisinden dolayı “ideolojik olarak sağ ama halkçı anlamında popülist” demek, şu ya da bu ölçüde, örneğin reformcu halkçı hareketlerle ortak özellikler taşıyan ama sağ ideolojiye sahip olan demektir. Bu, faşizmin burjuvazinin işçi sınıfı ve halka karşı vurucu terörist gücü, açık terörist diktatörlüğü olduğu gerçeğini, tarihsel bir olgu olarak yaşanan bu gerçeği reddeden, burjuva demokrasisi savunucusu liberallerin uydurduğu bir teoriden başka bir şey değildir. Faşizmin tarihsel deneylerinin gösterdiklerinin yanı sıra, güncelde neofaşist hareketler ve liderlerin çok sınırlı halkçı demagojisi de, bu hareketlere sağ popülist gibi ödüllendirici bir nitelemeyle yaklaşmayı hiçbir şekilde doğru kılmıyor.

Okumaya devam edinSağ Popülizm: Faşizmi Ilımlı Gösteren Teori

Faşizmin Cinsel Politikası

Faşist örgütlerin cinsel politikası, “ari ırk” yaratma amacıyla bağlı bir toplum mühendisliği yaklaşımı da taşımaktadır. Egemen ulustan kadınların doğum oranlarını artırmak için çalışmalar yürütülürken, diğer halklara tersten bir politika uygulanmaktadır. Faşizmin iktidarlaşmasıyla birlikte, kürtajın yasaklanması, cinsel yaşamın sansür edilerek cinselliğin üremeye endekslenmesi, kadınların devlet görevlerinden uzaklaştırılarak yerlerine erkeklerin getirilmesi, erkeklerin işlerinde terfi ettirilerek aile içinde hegemonyalarının güçlendirilmesi gibi uygulamalar devreye girmiştir.

Okumaya devam edinFaşizmin Cinsel Politikası

Trump, Kavanaugh Ve Neoliberal Faşizme Giden Yol

Nazi Almanyası sonrası, ona özgü olarak modellenmiş faşizme benzemeyen Amerikan tipi bir faşizmin ortasındayız. Faşist retorik ABD’de normalleştirilmiştir, beyaz terörü artık gizli saklı değildir ve ultra-milliyetçilik ABD ile acımasız diktatörler arasındaki bir aşk ilişkisine dönüşmüştür. Elbette, ABD uygar özgürlükler anlamında uzun bir geçmişe sahip, ama bu ülke uzun bir kanunsuzluk geçmişine de sahip. Ve ikincisi şu an öne çıkıyor. Amerikan tarzı özgün bir faşizmin de işaretini veren politik ve ekonomik bir yozlaşmışlık üreterek, son 40 yıldır servet ve iktidarda muazzam bir eşitsizliği besleyen neoliberalizm maskesi altında yetişiyor bu.

Okumaya devam edinTrump, Kavanaugh Ve Neoliberal Faşizme Giden Yol

Sarı Yelekliler: Ezilenlerin Patlayan Öfkesi, Ezenlerin Çaresizliği

Bu isyanların çoğu eninde sonunda bir iç savaşa doğru gelişmek zorundadır, çünkü bölünmenin her iki tarafının da birbirine tahammülü kalmamıştır. Sarı Yelekliler isyanı tam da böyle bir sürecin ürünüdür, tıpkı kendinden önceki Arap isyanları ve Gezi-Haziran ayaklanması gibi. Bunun ayırt edici özelliği, Fransa gibi kapitalizmin ana yataklarından birinde patlamasıdır. Bu bakımdan bütün burjuva toplum biçiminin varoluşsal bunalımını çok daha saf biçimde ortaya sermektedir. Bundan dolayıdır ki, Fransa’da koşulları giderek olgunlaşan iç savaşın sonuçları, hem sınıfsal niteliği ile çok daha saf, hem de etki gücü bakımından çok daha dünyasal olacaktır.

Okumaya devam edinSarı Yelekliler: Ezilenlerin Patlayan Öfkesi, Ezenlerin Çaresizliği

Geçmişin Aynasından Molla Hareketini Anlamak

1979’da İran’da derin bir altüst oluş süreci yaşanır. En başından itibaren sürece etkili müdahale eden, siyasi kararlılıkla ilerleyen, kitlenin nabzını tutan ve bunu stratejik bir perspektifle ele alan siyasi güç devrimin önderliğini de omuzlayabilir. İran devrimi, hareketin devrimci önderliğinin yaratılması ve üstlenilmesi ile ilgili sorunun nicelik olmadığını açıkça göstermiştir. Mollalar, devrimin içinden gelip iktidara oturmuş, devrimle kazanılan politik özgürlüğü kısa sürede ortadan kaldırmıştır. İran devrimcilerinin ise stratejik düşünüşten yoksun oldukları söylenebilir. Zira devrimciler için hedef sadece şah rejiminin yıpratılıp yıkılmasıdır. Devrim sonrası ne olacağı, ne yapılacağı muğlaktır.

Okumaya devam edinGeçmişin Aynasından Molla Hareketini Anlamak

“Devrimin Silahlı Bekçileri” Halkın Fedaileri

1979’a gelindiğinde, Fedailer askeri eylemleriyle sarsıcı bir etki yaratmışlardır. Şahın ve SAVAK’ın tutuklama-katliam saldırılarına rağmen Fedailer’i bitiremedikleri ama Fedailer’in de bu iktidarı yenemediği, yani iki güç arasında bir “denge” durumu açığa çıkmıştır. Bunu koşullayan en temel neden, savaşçısından önderliğine ve en genel haliyle halka varıncaya kadar bedel ödemeye hazır oluşun, fedaileşmenin toplumsallaşmasının hayat buluşudur. Fedailer’in, işçi sınıfı içerisinde o kadar güçlü olmasa bile, öğrenci-aydın kesimlerde siyasi etkisi tartışmasız bir gerçektir. Şahın kendini en güçlü hissettiği dönemde, Fedailer rejime meydan okumuştur.

Okumaya devam edin“Devrimin Silahlı Bekçileri” Halkın Fedaileri