Ekim devrimi, sovyetleri devlet biçimi olarak alıp sürdürmekle, Paris Komünü’nü izledi. Rusya’da işçiler, sovyetleri ilk olarak 1905 devriminde Petersburg, Moskova ve başlıca işçi merkezlerinde ayaklanma organları olarak, işletme ve bölge esasına göre kurdular. İşçiler, Şubat devrimiyle birlikte, yeniden İşçi ve Asker Vekilleri Sovyetleri’ni ayaklanma organları olarak yaratınca, Lenin devlet biçimi olarak sovyet, komün, konsey tipi...
Adından başka sosyalistliği kalmayan kampın 1990’lı yıllarda kendi içine çökmesinin ardından başlayan ulusal çatışmalar, ulusal sorunlara sosyalizmin çözüm getiremediği iddiasının prim yapmasına neden oldu. Materyalist diyalektikten, sınıf mücadelesi gerçeğinden uzak bir iddiaydı bu. Yıkımla birlikte ulusal çatışmaların kimi yerlerde bir boğazlaşma düzeyine yükseldiği doğruydu, fakat bunun bu ülkelerdeki sınıf mücadelesinin tezahürü olduğu da bir o...
20. yüzyıla damgasını vuran Ekim devriminin önemi, salt Çarlık Rusyası’nı yıkıp yerine işçi-köylü sovyetleri cumhuriyetini kurmasında yatmıyor. O, dünya proletaryasının ve sosyalizmin en ileri deneyimi olmasının yanı sıra, kadın kurtuluşu ve özgürlüğü açısından da çığır açıcı bir öneme sahiptir. Hatta, henüz bu deneyi içererek aşan bir örnek yaşanmaması itibarıyla, uluslararası kadın hareketinin de doruğudur. Bu...
Lenin 1917 yılının 3 Nisan akşamı Petrograd’ın Finlandiya garına ayak basar. Kendisini karşılamaya gelen topluluğa seslenişi, yalnızca Menşevik ve Sosyalist Devrimci liderleri kaygılandırmakla kalmaz, Bolşevik liderler arasında da ilk şaşkınlık tohumlarını eker. Konuşmasında Lenin, emperyalist yağma savaşının bütün Avrupa’da iç savaşın başlangıcını teşkil ettiğini, Avrupa kapitalizminin çökmesinin çok yakın olduğunu, Rus devriminin bu yeni devri...
“Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır, oysa sorun onu değiştirmektir” diyordu Marx, Feuerbach Üzerine Tezler’in 11.’sinde. Ekim devrimi, işte bu dünyayı değiştirme eyleminin tarihsel atılımıydı. Eğitim ve sağlık hizmetlerinin metalaştığı, yığınsal işsizliğin kronikleştiği, en gelişkin ürünlerin en vahşi sömürüyle üretildiği, kültürel bakımdan en ileri ülkelerde en barbar ırkçılığın hortlatıldığı, emperyalist yağma savaşlarının art arda dizildiği bugünün...
Devrimin güncelliğine bağlı olan Lenin, günlük devrimci faaliyetin “en küçük” ve “en önemsiz” görülebilecek işlerinden en önemli ve en kritik devrimci görevlere kadar her anı stratejik zaferin elde edilmesi görüş açısıyla ele alır. İnatçı ısrarı, bükülmez iradesi ve kararlılığı buradan beslenir. Amaç açıklığı en belirgin özelliklerinden biridir...
Devrim anları alabildiğine sarsıntılıdır, altüst oluş dönemlerinde temel öncelik devrimi tutmaktır. En doğru fikirleri öne sürmek, en radikal ya da en parlak lafları etmek değil. Devrim öncesinde Lenin’in elinde olası analiz eksiklerini önemsizleştiren “sihirli değnek” olarak, Bolşevik modelin yapabilme kapasitesi vardı ayrıca. Hata paylarını minimize eden, masa başı tartışmalarını sokağın gücünü kullanarak yönlendiren, onlara istikamet...
Lenin bir Marksist’ti. 20. yüzyılda kendisinden sonraki hemen bütün devrimci önderleri Marksist düşünce ve eylemleriyle derinden etkileyen komünist bir önderdi. Öyle ki 20. yüzyılda Marksizm aynı zamanda Lenin’in adıyla birlikte, “Marksizm Leninizm” olarak anıldı. Keza yine Lenin ve Bolşevik Parti’nin görkemli eseri Büyük Ekim Devrimi bütün bir 20. yüzyıla damgasını vurdu. “Dünyaya Lenin’le bakmak” Lenin’in...