Bu aşamadaki Filistin deneyimi, ulusal birliğin artık ertelenebilecek bir siyasi seçenek değil, entegre askeri ve siyasi araçlarla Filistin davasını ortadan kaldırmaya çalışan bir sömürge projesiyle yüzleşmede varoluşsal bir gereklilik olduğunu teyit etmektedir. İdeolojik akımlar ve doktrinler, inançlarından vazgeçtikleri için değil, onları birleştiren şeyin –toprak, halk, haklar– onları ayıran şeyden daha derin ve daha kalıcı olduğunu fark ettikleri için bir araya gelmiştir.
Giriş
Filistin ulusal birliği Filistin kurtuluş mücadelesinde en acil meselelerden biridir. Bu birlik, sadece siyasi veya ahlaki bir değer olarak değil, aynı zamanda toprak, halk ve kimliği hedef alan sömürgeci-yerleşimci düzene karşı ulusal projenin devamlılığı için nesnel bir koşul olarak da önem taşımaktadır. Bu kavram, Gazze Şeridi’ne yönelik soykırım savaşı ve ardından gelen uluslararası ve bölgesel müdahalelerle birlikte, son derece karmaşık bir siyasi aşamayı başlatan BM Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararının kabul edilmesiyle, mevcut aşamada daha da önem kazanmıştır.
Bu makale, bu bağlamda Filistin ulusal birliği kavramını analiz etmeyi ve ulusal hareket içindeki ideolojik çoğulculukla ilgili teorik boyutu 2803 sayılı karar aşamasında çatışma yönetimi ile ilgili pratik boyutla ilişkilendirmeyi amaçlamaktadır. Makale, farklı Filistin güçlerinin ortak eylemde nasıl birleştiğini ve bu birleşmenin neden stratejik bir zorunluluk olduğunu vurgulamaktadır.
I. Filistin Ulusal Hareketinde İdeolojik Çoğulculuk
Çağdaş Filistin ulusal hareketi ortaya çıktığından beri, ulusalcı, solcu ve islamcı grupların yanı sıra bağımsız ulusal güçler de dahil olmak üzere çeşitli ideolojik ve siyasi akımlarla karakterize edilmiştir. Bu çoğulculuk, yalnızca yüzeysel bir bölünmenin yansıması değil, Filistin toplumunun doğasının ve ulusal kurtuluş, kimlik ve devletin geleceğine yönelik çoklu yaklaşımlarının bir ifadesiydi.
Ancak bu çeşitlilik, teorik ve siyasi zenginliğine rağmen, belirli aşamalarda, özellikle temel bir çelişki olarak ele alındığında veya farklılıkları yönetebilecek birleştirici bir ulusal referansın yokluğunda, ciddi bölünmelerin kaynağı haline gelmiştir. Siyonist işgal, parçalama politikaları, coğrafi ve siyasi ayrılığı derinleştirme ve iç anlaşmazlıkları ulusal çatışma kapasitesini zayıflatmak için bir araç haline getirme yoluyla bu gerçeği sürekli olarak istismar etmiştir.
II. Gazze Savaşı Ve Ana Çelişkinin Yeniden Tanımlanması
Gazze’ye yönelik soykırım savaşı çatışmanın doğasını ve önceliklerini yeniden tanımlayan önemli bir dönüm noktası oldu. Savaş, İsrail’in sömürge projesinin Filistinlileri siyasi veya ideolojik bağlılıklarına göre ayırmadığını, Filistinlilerin varlığını bir bütün olarak hedef aldığını ortaya koydu. Bu, herhangi bir Filistinli grubun hedef alınmaktan sakınabileceği ya da ulusal hakların kısmi veya ayrı müzakere kanalları aracılığıyla korunabileceği yönündeki her türlü yanılsamayı pratikte ortadan kaldırdı.
Bu bağlamda Filistinli güçler ana çelişkiyi farklı ideolojik programlar arasındaki çelişkiler olarak değil, işgal ve onun yayılmacı projeleriyle olan çelişki olarak yeniden tanımladılar. Bu değişim farklı akımların halkı savunmaya, yerinden edilmeyi reddetmeye, toprak bütünlüğünü korumaya, direniş ve kendi kaderini tayin hakkını savunmaya odaklanan ortak bir mücadelede bir araya gelmelerini mümkün kıldı.
III. İdeolojik Farklılıklardan Ortak Bir Ulusal Programa
Filistin ulusal hareketinin bu aşamadaki olgunluğunun en önemli tezahürlerinden biri, kapsamlı programlar üzerindeki çatışmadan asgari bir ulusal program üzerinde anlaşmaya doğru yöneliştir. Bu program, ideolojik vizyonları birleştirmeyi değil, tartışmalı konuları kurtuluş aşamasına erteleyerek acil öncelikleri belirleyen birleşik bir ulusal çerçeve içinde bunları düzenlemeyi amaçlıyor.
Bu program başta İsrail işgalinin sona erdirilmesi, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nin birliğinin korunması, 4 Haziran 1967 sınırları içinde başkenti Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti kurulması, mültecilerin geri dönüş hakkının garanti altına alınması ve Filistin’in karar alma sürecine dış müdahalenin reddedilmesi olmak üzere birkaç temel ilke etrafında şekillenmiştir.
Farklı ideolojik arkaplanlara rağmen bu ilkeler etrafında birleşilmesi, devam eden çatışmanın ideolojik hesaplaşmaların yapıldığı bir arena değil, ulusal bir kurtuluş mücadelesi olduğu yönündeki ileri bir anlayışı yansıtmaktadır.
IV. Ulusal Birliğin Pratik Sınavı Olarak 2803 Sayılı Karar
2803 sayılı karar ulusal birlik kavramı için pratik bir sınav niteliğindedir. Bir yandan Gazze dosyasını resmi bir uluslararası çerçeveye aktarırken, diğer yandan bölgenin yönetimi, güvenlik, silahlanma ve Gazze ile Batı Şeria arasındaki ilişkiler gibi hassas egemenlik konularını ele alan geçici düzenlemelerin önünü açmaktadır.
Bu bağlamda Filistin yaklaşımının önemi, mutlak kabul veya reddetme ikilemini reddedip, bunun yerine kararın olumlu unsurlarını, özellikle saldırganlığın durdurulmasını ve yeniden inşa için fırsatların açılmasını kullanırken, risklerini, özellikle de geçiş aşamasını kalıcı bir duruma dönüştürme girişimlerini ele alan ve temel sorunların yukarıdan aşağıya kararlarla değil, geniş ulusal konsensüsle çözüleceğini savunan nüanslı bir yorum benimsemesinde yatmaktadır.
Bu yaklaşım, birliği salt siyasi uyumdan ziyade çatışma yönetimi için bir araç olarak derinlemesine anladığını yansıtmaktadır.
V. Ulusal Birlikte Direniş Silahlarının Rolü
Direniş silahları konusu, 2803 sayılı karar bağlamında en hassas konulardan biridir. Silahların sadece teknik bir güvenlik meselesi değil, Filistin halkının işgale direnme hakkı ile bağlantılı temel bir siyasi mesele olduğunu vurgulayan bu konu, ulusal uzlaşmanın ana alanlarından biri haline gelmiştir.
Bu anlayışa ilişkin ulusal uzlaşı, silahların siyasi bir kaldıraç veya dış müdahale için bir bahane olarak kullanılmasını önlemekte ve bu konunun çözümünün, yeniden yapılanma veya istikrar için bir ön koşul olmaktan ziyade, ulusal hakları garanti altına alan kapsamlı bir siyasi çözümün parçası olması gerektiğini vurgulamaktadır.
VI. Parçalanma Projeleri Önündeki Engel Olarak Ulusal Birlik
2803 sayılı karar sonrası dönemde, Gazze’yi Batı Şeria’dan ayırmak, yeniden yapılanmayı siyasi koşullara bağlamak veya egemenlikten yoksun geçiş düzenlemeleri dayatmak gibi Filistin gerçekliğini yeniden yapılandırma girişimleri yoğunlaşmaktadır.
Bu risklere karşısında ulusal birlik, parçalanma projelerinin uygulanmasını engelleyen ilk siyasi savunma hattı haline gelmektedir. Birleşik bir Filistin tutumu, işgalin tek taraflı gerçeklikleri dayatma yeteneğini sınırlar, uluslararası baskılara karşı Filistin’in konumunu güçlendirir ve destekleyici bölgesel aktörlere Filistin hakları lehine hareket etmek için daha geniş bir alan sağlar.
VII. Ulusal Birliğin Kurumsal Çerçevesi
Ulusal birlik kapsamlı bir kurumsal çerçeve olmadan ayakta kalamaz. Deneyimler birleşik bir ulusal referansın yokluğunun müzakere kapasitesini zayıflattığını ve çoklu kanallara ve vesayetlere kapı açtığını göstermiştir.
Bu nedenle, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün, demokratik ve temsili temeller üzerine yeniden inşa edildiği takdirde, siyasi çoğulculuğu yönetebilen, kolektif ulusal kararlar üretebilen ve hem yurtiçinde hem de diasporada Filistin halkını temsil edebilen kapsayıcı bir ulusal çerçeve olarak yeniden kurulmasının önemi büyüktür.
Birliği bir slogandan pratiğe dönüştürmek için kapsamlı bir ulusal diyalog, karar alma sürecinde gerçek bir ortaklık ve anlaşmazlıkları yönetmek için kalıcı kurumsal mekanizmalar gereklidir.
VIII. Gazze ve Batı Şeria – Toprak Ve Kader Birliği
Gazze için özel düzenlemeler yapılırken, Batı Şeria benzeri görülmemiş bir yerleşim ve yerinden edilme artışıyla karşı karşıyadır. Bu gerçeklik iki bölgeyi ayırmanın yalnızca İsrail’in sömürge projesine hizmet ettiğini teyit etmektedir.
2803 sayılı karar bağlamında somutlaşan ulusal pozisyonların birliği, bu ikili mücadeleyle yüzleşmek ve Gazze’nin ayrı bir insani dosya haline gelmesini veya Batı Şeria’nın sessiz bir ilhak bölgesi haline gelmesini önlemek için gereklidir.
Sonuç
Bu aşamadaki Filistin deneyimi, ulusal birliğin artık ertelenebilecek bir siyasi seçenek değil, entegre askeri ve siyasi araçlarla Filistin davasını ortadan kaldırmaya çalışan bir sömürge projesiyle yüzleşmede varoluşsal bir gereklilik olduğunu teyit etmektedir. İdeolojik akımlar ve doktrinler, inançlarından vazgeçtikleri için değil, onları birleştiren şeyin –toprak, halk, haklar– onları ayıran şeyden daha derin ve daha kalıcı olduğunu fark ettikleri için bir araya gelmiştir.
Filistinlilerin bu yakınlaşmayı kalıcı bir politikaya ve etkili kurumlara dönüştürmedeki başarısı, sadece Gazze’de değil, tüm Filistin coğrafyasında mücadelenin geleceğini belirleyecektir. Sonuçta, ulusal birlik kendi başına bir amaç değil, ulusal projeyi korumak, vazgeçilmez hakları güvence altına almak ve kurtuluş ve bağımsızlık için ufuklar açmak uğruna en etkili araçtır.
Dipnot
*Bu makale Filistin Demokratik Kurtuluş Cephesi hukuk departmanı sorumlusu Fouad Baker tarafından dergimiz için hazırlanmıştır. Makalenin orijinal başlığı “Büyük Dönüşümlerin Yaşandığı Bir Dönemde Filistin Ulusal Birliği: 2803 Sayılı Karar Bağlamında İdeolojik Çoğulculuktan Ortak Siyasi Eyleme” şeklindedir.